Anasayfa » Yazılarım » İlham Veren Hikayeler » Süreyya Tahsin Aygün ’ü Tanımıyor Olmanın Ayıbı Hepimize Yeter

SÜREYYA TAHSİN AYGÜN 'Ü
TANIMIYOR OLMANIN AYIBI
HEPİMİZE YETER

Süreyya Tahsin Aygün ’ü Tanımıyor Olmanın Ayıbı Hepimize Yeter kök hücre

Süreyya Tahsin Aygün ismini şu ana kadar acaba aramızdan kaç kişi duydu???

İnsanlar tuttuğu takımın kadrosunu yedek oyuncularıyla birlikte bir çırpıda sayıyor,

Herhangi bir bir ünlünün sevgilisinin veya çocuklarının adı herkesçe bilinmekte,

Bir fenomenin en son kime atar yaptığı ve o kişinin yedi sülalesi epeyce bir araştırılıyor.

Ancak,

Veteriner Hekim Ordinaryüs Profesör Doktor Süreyya Tahsin Aygün ’ü ne yazık ki halkımızın çoğu değil tanımak, ismini bile duymamış.

Lakin eminim birçoğunuz,

Bu paylaşımın sonuna geldiğinde “Nasıl olur da böyle bir kişi bugüne kadar bize anlatılmadı?” diye soracaktır…

Süreyya Tahsin Aygün Mü, Alfred Nobel Mi?

Süreyya Tahsin Aygün coğrafi olarak daha batıda bir yerlerde doğmuş olsa idi,

İsmi dünyanın en ücra köşesindeki kişilerin dahi beynine kazınmış olurdu.

Emin olun bunu kesinlikle şoven milliyetçi bir refleksle söylemiyorum…

Alfred Nobel 1896’da bu dünyaya gözlerini kapadığında, Süreyya Tahsin Aygün henüz sadece bir yaşındaymış.

Eğer ki,

Aynı dönemde teşvik-i mesaide bulunabilselerdi,

Nobel gibi insanoğlunun yıkım gücünü artıran icatlarıyla değil de,

Bilakis insan yaşamına inanılmaz katkılar sağladığı birçok keşifle anılacaktı.

Kim bilir bugün belki de Nobel yerine, “Aygün Ödülleri “ veriliyor olurdu.

Oysa,

İbn-i Haldun’ un dediği gibi, coğrafya kaderdi…

Bazı Keşiflerin Sonu Acı ve Hüsranla Biter…

Tıp tarihinde aslında çok iyi niyetle başlayan,

Ancak ciddi başarısızlık ve ağır trajedilerle sonuçlanan bir takım üzücü deneyimler olmuştur.

Talidomid Faciası da insan sağlığı alanında en acı verici ve en travmatik olayların başlarında geliyor.

Talidomid’ i bir Alman ilaç firması epilepsi tedavisinde kullanılacak bir ilaç olarak geliştirdi.

talidomid

Klinik çalışmalar sırasında ilacın sakinleştirici özellikleri anlaşılınca…

İlk olarak 1957 yılında ilk olarak Almanya’ da,

Akabinde kısa süre içerisinde Avustralya’ya kadar uzanarak, 

Yaklaşık elli ülkeden anne adaylarına özellikle “sabah bulantılarına karşı” yaygın olarak önerilen, reçetesiz bir ürün olarak oldukça fazla rağbet gördü.

Talidomid için hamilelik esnasında hiperemezis, yani gebelik bulantı ve kusmalarını önlemek için onay alndı,

Çünkü,

Bu ürünü kullanan kadınların gebelikleri çok rahat ve konforlu geçiyordu.

Talidomid Hiç Beklenmedik Bir Duruma Neden Olur

Talidomid kullanımının yaygınlaşmasından kısa bir süre sonra, iskelet anomalileri ile doğan çocuk sayılarında ciddi bir artış olur…

Uzuvların yetersiz gelişmesi ile karakterize,

Ve,

Fokomeli (fok benzeri eller-kollar) olarak adlandırılan malformasyonlu bebek doğum oranlarında dikkat çekici bir yükselme vardır.

talidomid

Aslında,

Fokomeli zaten bilinen; oldukça nadir de olsa doktorların her gebelikte karşılaşılabileceği bir riskti,

Ancak,

Bu doğumsal kusur ile dünyaya gelen çocuk sayısındaki çok ciddi artış dehşet verici boyutlardaydı!!!

Örneğin,

Hamburg Üniversitesi Pediatri Kliniğinde 1949-1959 yılları arasındaki on yıllık süre içerisinde sadece bir fokomeli vakası gözlenmişken,

Bu sayı 1960 yılı içerisinde 30,

1961 yılında 164 vakaya ulaşmıştır.

Kayıtlara göre 1959-1962 yılları arasında sadece Almanya’da 2.500’den fazla, İngiltere’de 500’den fazla bebek aynı ortak kaderi yaşıyordu.

Etkilenen kişi sayısı ne yazık ki tam olarak bilinmemekle birlikte,

Talidomid kullanımına bağlı olarak 90.000’ den fazla düşük, 10.000’ den fazla sakatlık ve ölüm vakası olduğu düşünülmektedir.

Lakin çok ilginçtir ki,

Neredeyse tüm dünyanın mağdur olduğu bu felaket, Türkiye’ye uğramamıştı bile…

Talidomid Faciası Neden Türkiye’ de Görülmedi?

Ordinaryüs Profesör Doktor Süreyya Tahsin Aygün ‘ün talidomid etken maddeli ilacın Türkiye’de ruhsatlandırılmasına karşı büyük mücadele vermiş,

Ve,

Ürünün ülkemize girişini engellemeyi başarmıştır.

Pek tabii ki,

Bunu “bana göre, bence” ile başlayan kişisel kanaatler yerine, yaptığı çalışmalardan elde ettiği bilimsel kanıtlarla sağlamıştır.

Süreyya Tahsin Aygün ’ün çabaları bu topraklarda birçok can kurtardı ve birçok bebeğin eksik uzuvlarla doğmasını önledi…

Süreyya Tahsin Aygün ’ü Tanımıyor Olmanın Ayıbı Hepimize Yeter kök hücre

Dünya Profesör Süreyya Tahsin Aygün ‘ü,

Talidomid ‘in embriyoların beyin gelişiminin etkilediğini,

Ve,

Buna bağlı olarak çocukların fokomeli ile doğduğunu bulmasıyla tanıdı!!!

Aygün, çalışmasının sonuçlarını Sağlık Bakanlığı ile de paylaşarak ve bu işin peşine düşerek ilacın ülkeye girişini engellemiştir

Süreyya Tahsin Aygün Sadece Talidomid Faciasını Engellemedi

Profesör Süreyya Tahsin Aygün ’ün insan hayatına katkıları Türkiye’de bir talidomid faciasının yaşanmasını önlemekle sınırlı değil oysa…

Profesör Aygün,
Kök hücre tedavisini dünyada ilk tanımlayan,
Ve,
Bunu klinik pratiğinde başarıyla uygulayan ilk kişidir.

Süreyya Tahsin Aygün ’ü Tanımıyor Olmanın Ayıbı Hepimize Yeter
Dünya üzerinde kök hücre tedavisi üzerine çalışmaya başlayan ilk bilim insanı Ordinaryüs Profesör Doktor Süreyya Tahsin Aygün ’dür!!!

Yanlış okumadınız, evet hepimizin bildiği kök hücre tedavisi…

Hem de günümüzden 60 sene öncesinde!!!

Profesör Aygün 1957’de amniyotik sıvıda kök hücre tanımladığında bunun ne olduğunu, ne anlama geldiğini dünyada hiç kimse bilmiyordu.

Daha doğrusu,

Dünyanın en otör kişi ve kuruluşları dahi onun çalışmalarını anlayamıyorlar ve anlam veremiyorlardı.

Bilimsel camia bu gerçeği, Ordinaryüs Profesör Süreyya Tahsin Aygün ’ün kök hücre keşfinden tam 45 yıl sonra

2002 yılında Nature dergisinden okudu !!!

Süreyya Tahsin Aygün ve Genetik Bozuklukların Tedavisi

Birden fazla genotipe sahip hücrenin veya dokunun bir arada canlılıklarını devam ettirebilmeleri durumu kimera olarak tanımlanmaktadır.

Aygün genetik bozuklukların, kimera yaratılarak tedavi etmenin mümkün olduğunu savundu,

Ve,

1972’de kök hücre tedavisinin, organ naklinin yerini alacağını söylediğinde yine kimse ona inan(a)madı!!!

Halbuki Profesör Aygün,

Ne iflah olmaz bir hayalperest,

Ne de bir kahindi…

O, ömrünü sadece bilime ve araştırmalara adamış bir vatanseverdi!!!

Hatta, 

Nöronal hasarın kök hücre ile tedavi etmenin mümkün olduğuna inanıyordu,

Ki,

Dünya bunun gerçekten de olabileceğini ancak milenyumda anlayabildi!!!

kök hücre tedavisi

Ek olarak,

Hücre kültürü enjeksiyon tedavileri ile mongoloid çocukların sağlıklı duruma kavuştukları da kayıtlarda yer almaktadır….

Ancak,

O dönemin gazeteleri haberlerde ne yazık ki  “geri zekalı çocuk” olarak yer veriyordu…

Süreyya Tahsin Aygün ’ün Katkıları Bunlarla Sınırlı Değildi

Profesör Aygün ’ün bilime ve insan sağlığına katkıları zamanında anlaşılamamış bu dudak uçuklatan keşifleri ile de sınırlı değildi üstelik…

Dünyadaki ilk viral kültür ders kitabı (textbook) editörü de O idi,

Dünyada ilk liyofilize şarbon aşısını keşfeden de O!!!

Döneminde kullanılan aşıların tamamı ancak bir hafta – on gün dayanmasına karşın,

Süreyya Tahsin Aygün ’ün keşfi olan aşı 16 aya kadar etkisini yitirmeden saklanabiliyordu.

Bu yeni liyofilize şarbon aşısı:

  • Bozulmadan uzun süre saklamaya ve stoklamaya uygun
  • Tümüyle güvenli
  • Aşı kaynaklı taşıyıcılığa neden olmayan (portörlük bırakmayan)
  • Yüksek düzeyde bağışıklık sağlayan
  • Kuru ve az hacimli olduğundan gerek yaz, gerekse soğuk kış günlerinde istenen yere kolayca gönderilebilen nitelikleri ile uluslararası bilimsel yayınlarda övgülere mazhar olmuştur

Ez Cümle…

Ordinaryüs Profesör Süreyya Tahsin Aygün, bilim ve tıp tarihinin isimsiz kilometre taşlarından birisidir!!!

Ve ne acıdır ki,

Bu coğrafyanın çocukları O ve onun gibi daha nice değerin varlığından bile haberdar değiller !!!

Oysaki ne demişti Gazi Mustafa Kemal Atatürk:

Biz mutlak gerçeği arayıp bulmaya çalışmalıyız,
Ve onu tanıtmaya gayret sarf etmeliyiz.
Bir milletin ne yapabileceğini göstermek için tarih en güvenilir rehberdir.
Biz tarihi yazdığımız zaman, olayların ve eylemlerin yapılarını birlikte ararız.
Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur.
Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur.
Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır !!!

Bu yazıyı paylaşabilirisiniz:
PaylaşıYorum'dan Haberiniz Olsun...

Yolculuğumda benimle yarenlik etmek ve yeni paylaşımlarımdan haberdar olmak isterseniz beni takip edebilirsiniz

Diğer 66 bin aboneye katılın

İlgili Yazılar:

PaylaşıYorum'dan Son Yazılar:

4 thoughts on “Süreyya Tahsin Aygün ’ü Tanımıyor Olmanın Ayıbı Hepimize Yeter”

  1. Kadir Bey kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde araya “sebiyşe” gibi anlamsız bir kelime eklenmiş, hemen düzeltiyorum. Talidomidin Türkiye’ye girişinin önlenmesinde rahmetli Prof. Dr. Şükrü Kaymakçalan’ın da çok emeği vardır, kesinlikle haklısınız. Aklımdan geçen bu yazıda değinip geçmekten ziyade, başlı başına onunla ilgili bir yazı hazırlamaktı…

  2. Güzel yazılarınıza birini daha eklemişsiniz. Ellerinize sağlık. Yazıda geçen “sebiyşe” ne anlama geliyor onu bilemedim. Bir de Talidomid konu olunca belki bir iki kelime de Ankara Tıp’ın değerli farmakoloji hocası Prof. Dr. Şükrü Kaymakçalan’dan da söz etmek iyi olurmuş diye düşündüm.

  3. Nuri Zafer Kurugöl

    Cüneyt yazılarını ilgiyle okuyorum. süpersin kardeşim

    Zafer Kurugöl

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top